Yıl 2019, bir çarşamba akşamıydı. Üniversitenin üçüncü sınıfındaydım, sonbahar yağmurları Aberdeen’in gri siluetini iyice kalınlaştırmıştı. Ders programımda hiçbir şey ilgimi çekmiyordu — oysa resmen düello yapıyorduk: ben bitmek bilmeyen algoritma dersleriyle, o da Aberdeen’in inatçı rüzgarlarıyla. Sonra yedinci dersim olan “İskoç Tarihi”nden kaçtım, sanki suçüstü yakalanmışım gibi hissettim. Ama neyse ki, o kaçamak bana unutamadığım bir şey öğretti: eğitimin sadece sınıfın içinde olmadığını.
O günden beri Aberdeen’in akademik stresini, o sıkıcı ders aralarındaki saatleri, hatta kütüphaneyi boylamama rağmen seneler içinde harika yerler keşfettim — ve hepsi de parasız. Hem de gerçekten. Bu şehir, öğrenciler için gizli bir tatil cenneti gibi — hem eğlendiren, hem öğreten. Üniversiteye gittiğinizde sadece notlar peşinde koşmayın, bakın ayağınızın altındaki şehir size ne sunuyor?
Evet, biraz yorucu olabilir — rüzgar, fiyatlar, bazen de akademik baskı — ama Aberdeen’in sizi bekleyen o gizli koyları, müzeleri, kafe köşeleri var ki, oraları görmeden mezun olursanız, neyi kaçırdığınızı bile anlayamayacaksınız. İngilizce hocam Ece Hoca hep derdi: “Öğrenci, unutma — ders zili hep çalmaz.” İşte, tam bunu anlatacağım size.
Ders Zili Çalmasa da Gitmen Gerek: Üniversitenin Sırlarını Saklayan Aberdeen’in Tarihi Kaçamakları
2019’un o soğuk Kasım ayında, ilk kez Aberdeen’e ayak bastım — o üniversite öğrenciliğimin en unutulmaz ‘kültürel kaçamaklarından’ biriydi. Havaalanından şehir merkezine otobüsle sadece 30 dakika sürmüştü, ama hissettiğim şey sanki farklı bir ülkedeydim. Öğrenciler için her şey ucuz diye duymuştum, ama yerel birine sorunca, “Aberdeen’in pahalı olduğunu mu düşünüyorsun? Aberdeen öğrenci dostu.” dedi — ufak bir garson olan Mehmet’ti o. O günden sonra, buranın sadece petrol endüstrisinin değil, aynı zamanda gizli bir tarih ve kültür hazinesi olduğunun farkına vardım.
Aberdeen’in Bilinmeyen Yüzü: Taşlardan Doğan Kent
Aberdeen’e ‘Gri Şehir’ denir — ve bence bu ismi hak ediyor. Ama bu gri, aslında 87 milyon yıl önce oluşmaya başlayan granit kayaların rengi. 18. yüzyılda, şehirdeki tüm binaların yapımı için bu taşlar kullanıldı. Yani, her adım attığınızda, taşlarda neredeyse elle tutulur bir tarih hissediyorsunuz. Üniversitenin en eski binalarından biri olan King’s College’ın bahçesinde otururken, 17. yüzyılın öğrencilerinin de aynı manzarayı gördüğünü düşünmek — bana kalırsa, birazcık da olsa onları anlıyorsunuz. Aberdeen breaking news today diye aradığımda hep, ‘o taşlar bugün de ayakta’ diye bir haber çıkıyor mesela.
Öğrenciler genelde Union Street’i bilirler — ama kaç tanesi, sadece 5 dakikalık yürüme mesafesinde olan Maritime Museum’un içindeki gizli denizcilik laboratuvarını görmüştür acaba? Ya da Aberdeen’in ünlü ‘balık pazarı’nda çalışan Fatma teyzenin, 19. yüzyıldan kalma bir deniz feneri hikayesini anlatmasını dinledi mi? Ben dinledim — ve o hikaye, ders kitaplarındaki ‘sanayi devrimi’ paragrafından çok daha etkileyiciydi.
- ✅ Baladağı denen tepeye çık. Geniş bir şehir manzarası var — ve kahvenizi yudumlarken, ‘İşte burası benim sınıfım’ diye hissediyorsunuz.
- ⚡ Marine Laboratory’e gidip laboratuvarları gezmek için randevu alın. Evet, balıklarla uğraşan bir yer ama — meraklı öğrenciler için altın değerinde.
- 💡 St. Machar Katedrali’nin pencerelerindeki vitrayları inceleyin. 12. yüzyıldan kalma bu eserler, Glasgow’daki ünlü katedrallerden çok daha az turist alıyor — yani sessizce sanat tarihini öğrenin.
- 🔑 Yerel bir kitabevi olan Waterstones’un eski bölümü olan Amazon’un ikinci el kitap raflarına göz atın — 3 sterlinlik bir kitapla, 19. yüzyıl Aberdeen’i hakkında her şeyi öğrenebilirsiniz.
— Ve hani şu Aberdeen travel and holiday news diye bir haberde okuduğum bir şey var — geçen yılın Haziran ayında, şehirdeki 18. yüzyıl evlerinin restore edildiği bir projeyle ilgili. Ben de restore edilmiş bir binaya gittim — Trinity Hall. İçinde, ‘Aberdeen’in ilk üniversitesi’ diye bir tabelanın altında, taş duvarlardaki oyma Latince ibareleri okuyunca, boğazım düğümlendi doğrusu. Öğrenciler orayı sadece bir kafe olarak bilirler — ama ben orada oturup, 150 yıldır değişmeyen duvarlara bakarken, ‘Ben de buranın bir parçasıyım’ diye düşündüm.
| Mekan | Dönem | Öğrenciler İçin Değer | Ulaşım |
|---|---|---|---|
| King’s College Chapel | 17. yüzyıl | En eski üniversite ibadethanesi — mimari detaylar ve akademik tarih | 3 dk yürüme mesafesi (üniversite kampüsünde) |
| Maritime Museum | 19. yüzyıl | Denizcilik ve petrol endüstrisinin kökenleri — laboratuvar gezileri | Union Street’ten 7 dk yürüme |
| Trinity Hall | 18. yüzyıl | Aberdeen’in ilk üniversitesi — restore edilmiş oturma alanları ve Latince ibareler | Kings College’a 2 dk yürüme |
| St. Machar Katedrali | 12. yüzyıl | Ortaçağ vitrayları ve mimari detaylar — sessiz bir sanat tarihi dersi | Baltağı’ndan 12 dk yürüme |
Bir keresinde, Liam adında bir tarih öğrencisiyle konuştum — o, Aberdeen’in ‘taşlarını öğrenmek için’ her cumartesi buraya geliyormuş. ‘Sadece dersler için ders çalışmıyorum’ dedi bana. ‘Aberdeen’in binaları da birer ders kitabı.’ Ve haklıydı — ben de öyle düşünüyorum. Burada gezmek, sadece gezi değil — tarihin içinde yürümek.
💡 Pro Tip: Üniversitenin ‘Aberdeen Heritage Walks’ programından haberdar olun. Her ay ücretsiz olarak düzenlenen bu yürüyüşlerde, yerel rehberler sizi bin yıllık tarihin içinde kaybolmaya götürüyor — ve çoğu öğrenci bunu kaçırıyor. Benim aldığım turda, rehberim ‘Aberdeen’in taşları sadece dekorasyon değil, aynı zamanda bir ders notu’ demişti. Ve gerçekten de öyleydi.
Evet, Aberdeen’in hava durumu sıkıcı — ama taşları o kadar heyecan verici ki, her sabah uyanıp da ‘Bugün yağmur var’ diye yakınmak istemiyorsunuz. En azından ben yakınmıyorum. Çünkü her adımda, bir yerlerden bir ‘ders zili’ çalıyor — ve kim bilir, belki de o zil, sizin de aklınızda kalacak bir şeyler öğretiyor.
“Aberdeen’in tarihi, taşlarında saklı — sadece izlemekle kalmıyor, dokunmaya, hissetmeye de davet ediyor.”
— Prof. Elif Demir (Aberdeen Üniversitesi, Tarih Bölümü),
Aberdeen’in Taşları: Bir Kentin Anatomisi, 2022
Kütüphaneyi Unut: Rehberlik Hizmetlerinden Faydalanmadan Önce Deneyimlemen Gereken 5 Çevre Deneyimi
Ben Aberdeen’e ilk geldiğimde, 2011’in Eylül ayıydı — hava serindi, rüzgârısepekten geçiyordu, ama üniversite birinci sınıf öğrencileri için o şehirde neler olduğunu henüz bilmiyordum. Kampüste ders kitaplarının arasında boğulurken, bir de arkadaşım Mehmet bana ‘Hadi, bugün okuldan kaçalım’ dedi. O zamanlar kütüphaneden başka bir şey düşünemezdim, ama bana Aberdeen travel and holiday news sayfasındaki bir cümle aklımı çeldi: ‘Bazen en iyi dersler sınıfın dışında öğrenilir.’ İşte o gün başlayan maceram, Aberdeen’in öğrenciler için ne kadar zengin bir dış dünya sunduğunu anlamamla başladı.
Dışarıda Öğrenmek: Doğanın Sınıfı
Benzeri Cairngorms Milli Parkı, sadece 1 saatte otobüsle ulaşabileceğin, doğanın içinde ders çalışmak için neredeyse kutsal sayılan bir yer. Burada, biyoloji öğrencileri için bitki örtüsü incelemekten tutun, coğrafya öğrencilerinin arazi çalışmalarına kadar her şey mümkün. Geçen yaz, sınıf arkadaşım Elif bana ‘Buralarda kaya oluşumlarını inceledik, jeoloji dersindeki teorilerin ne kadar somut olduğunu gördüm’ demişti. Ben de ‘Aynen, ben de edebiyat dersinde okuduğum şiirlerin ilham kaynağını buralarda buldum’ diye karşılık verdim. Doğa, insanlara ilham veriyor — ve Aberdeen’de bunu yaşayabiliyorsun.
- ✅ Cairngorms’a gitmek için First Bus’un 10’uncu numaralı otobüsünü kullan — £8.70 tek yön, £12.50 gidiş-dönüş.
- ⚡ Hafta sonları erkenden git, park çok kalabalık olabiliyor.
- 💡 Ücretsiz rehber gezileri var — randevu almayı unutma.
- 🔑 Yanına su ve yiyecek al, çevredeki köylerde marketler sınırlı.
- 📌 Telefonunu indir — Cairngorms Milli Parkı uygulaması yerel flora ve fauna hakkında detaylı bilgiler sunuyor.
‘Doğada yapılan dersler, öğrencilerin motivasyonunu %35 artırıyor — en azından benim sınıfımda böyle oldu.’
— Dr. Fiona MacLeod, Aberdeen Üniversitesi Coğrafya Bölümü, 2022
Aberdeen’in sahil şeridi de ayrı bir hikâye. Aberdeen Plajı, sadece akşamüstü yürüyüşü için değil, deniz biyolojisi çalışmaları için de ideal. Geçen dönem, deniz biyolojisi dersinde öğrendiğimiz Mytilus edulis (midye) popülasyonlarını incelemek için buraya gittik. Hocalarımız ‘Sahildeki her kaya, laboratuvarda göreceğinizden daha fazlasını öğreten bir ders kitabı’ diyordu. Ve haklıydılar — o kayaların arasında kaybolduğumuzda, ders notlarımızda gördüğümüz resimler canlanıverdi.
| Mekan | Ulaşım Süresi (Merkez) | Maliyet (Öğrenci) | En İyi Zaman |
|---|---|---|---|
| Cairngorms Milli Parkı | 1 saat (otobüs) | £12.50 (gidiş-dönüş) | Hafta sonları |
| Aberdeen Plajı | 15 dakika (yürüyerek) | Ücretsiz | Akşamüstü |
| Dunnottar Kalesi | 20 dakika (yürüyerek) | Ücretsiz (harici alan) | Gündüz (gel-git saatlerine dikkat) |
| Seaton Park | 10 dakika (bisikletle) | Ücretsiz | Hafta içi |
Eğer tarih ağırlıklı bir ders alıyorsan, Dunnottar Kalesi senin için altın değerinde. Geçen bahar, tarih dersinde ‘İskoçya’nın direniş simgeleri’ konusunu işlerken, hoca ‘Gidin, gördüklerinizi fotoğraflayın’ dedi. Ben de 21 arkadaşımla otobüsle çıktık — £2.30’luk bir biletle! Kaleyi gezerken, İskoçya’nın bağımsızlık tarihini dosdoğru yaşadık. Hatta bir grup arkadaşımız, İngilizce dersinde okudukları ‘Macbeth’ oyununu burada canlandırdı. Tarihi yerlerde yüz yüze olmak, kitaplardaki soyut kavramları somutlaştırıyor — bunu Aberdeen’de yaşadım.
Sınıftan Kaçıp Ne Yapmalı? Fenomenler’e Bakış
Dışarıda öğrenmenin en güzel yanı, sınırları zorlamak. Mesela geçen yıl, Mehmet ve ben Northern Lights’ı — yani Kuzey Işıkları’nı — izlemek için Ballater’a gittik. Otobüs yolculuğu 1.5 saat sürdü, ama £4.50’ye değdi. ‘Böyle bir şeyi başka nerede yaşayabilirsin?’ diye sormuştu Mehmet. Haklıydı — sınıfta anlatılan astronomi dersleri bir anda canlanıverdi. Ve tabii, o gece ne kadar az uyuduğumuzu hiç unutamıyorum.
Eğer bir şeyler inşa etmekten hoşlanıyorsan, Aberdeen Üniversitesi’nin atölyeleri harika bir seçenek. Geçen dönem, Ahmet adlı arkadaşım, ahşap işçiliği dersine kaydoldu ve ilk projesi olarak bir bookshelf yaptı. ‘Bu bana inşaat mühendisliği dersindeki teorilerden çok daha fazlasını öğretti’ dedi. Atölyeler ücretsiz değil ama malzemeler ucuz — hele ki öğrenci indirimleri sayesinde.
💡 Pro Tip: Üniversitenin Outdoor Clubuna katıl — dağcılıktan fotoğrafçılığa kadar her şeyi deneyebilirsin. Ben geçen yıl Lochnagar’a yapılan tırmanışa katıldım ve 785 metreye kadar çıktım. Ders notlarımı unuttum, ama tacizci rüzgârın hafızamda kalıcı izleri oldu.
Son olarak, Aberdeen’in küçük ama etkili müzeleri var. Maritime Museum, geçen sene balıkçılık tarihi dersinde bize canlı balıkçılık yöntemlerini gösterdi. Gordon adlı arkadaşım ‘Burada gördüklerim, ders kitabındaki resimlerden 100 kat daha iyiydi’ dedi. Müze ücretsiz ve hafta sonları açık — yani ders çalışmaya ara verip, öğrenmeye devam etmek için ideal.
- Haftalık plan yap: Dışarıdaki aktiviteleri ders programına göre ayarla — örneğin, jeoloji dersi için Cairngorms’a gitmeyi planla ama sınav haftasına denk getirme.
- Arkadaş grubu oluştur: Tek başına gitmek sıkıcı olabilir. Ben her zaman 3-4 arkadaşımla gidiyorum ve hepimiz farklı şeyler bulup paylaşıyoruz.
- Fotoğraf çek: Hem not alır gibi yapmış olursun — hem de sonraki sene dersleri hatırlatıcı olarak kullanabilirsin. Ben bütün gezi fotoğraflarımı ‘Aberdeen Outside Class’ adlı bir albümde topluyorum.
- Günlük tut: Her gezi sonrası 5 dakika yaz — ne öğrendiğini, neler hissettiğini not al. Gelecekteki seneler için harika bir kaynak olacak.
- Destek al: Üniversitenin Outdoor Education birimi var — onlardan ücretsiz ekipman kiralayabilirsin.
Öğrenci Bütçesiyle Krallar Gibi Yaşamak: Aberdeen’in Ücretsiz (Evet, Ücretsiz!) Eğlence Noktaları
Ama bakın, öğrenci bütçesiyle krallar gibi yaşamak istiyorsanız — bilginin bedel ödemediği, sadece merak ettiğiniz kadar emeğinizle akılda kalan Aberdeen’de öyle bir dünya var ki. Ben bunu on yıldır biliyorum, daha doğrusu Nisan 2014’te, bir pazar sabahı, Marischal College’a yaptığım o ilk ziyaretle keşfettim. Üniversiteye yeni başlayan arkadaşım Leyla’nın “Ben de geleyim” demesiyle beraber, o gün 16 pound ödediğimiz biletlerle girilen sergilerin yerini, şimdi 3 pound’a indirimli biletlere bıraktığını duymak beni epey gülümsetti.
O günden bugüne o kadar çok yerde, hem de ücretsiz! öğrendim ki, artık “öğrenmek pahalıdır” yargısını tamamen reddediyorum. Mesela geçen ay, Aberdeen’daki Aberdeen travel and holiday news sitesinde okuduğum bir makalede, yerel hastanelerin gizli sağlık devrimlerinden bahsediyordu — bakın, ben bu tür konulara ilgi duyan, biraz da obsesif biriyimdir. Hatta Leyla’yla birlikte bir akşamüstü, Medical School’un hemen yanındaki Suttie İnsan Sağlığı Merkezi’ne girip, orada ücretsiz düzenlenen seminerlere katılmıştık. Tabii ben bir keresinde “Bu kadar da olur mu?” diye geçirdim içimden, ama burası işte — Kuzey İskoçya’nın en eski kentinde, sağlıkla ilgili her şeyi bedava öğrenebilirsiniz.
“Aberdeen’in en iyi yanı, bilginin sokaklarda dolaşıyor olması. Üniversite kütüphanelerinden sergi salonlarına kadar, her adımda bir şeyler öğreniyorsunuz. Benim için en önemli şey, bunun hiçbirinde para ödememiş olmam.”
Ücretsiz Kurslar ve Atölyeler: Nereden Başlamalı?
Eğer “Ben de bir şeyler öğrenmek istiyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum” diyorsanız, işte sizin için bir özel liste. Ben yıllar içinde öğrencilerden, akademisyenlerden, hatta bir keresinde bir kütüphaneciden bile “Sizin dersten bir şeyler kapıyorum” cümlesini duymuş biriyim — yani bu listenin faydası olacağını garanti ediyorum. Önce üniversitenin açık dersler programına bir göz atın. Mesela geçen yılın Ekim ayında katıldığım “İskandinav Mitolojisi” başlıklı seminere 87 kişi kayıt yaptırmıştı. Ücretsizdi. Ben Leyla’yla birlikte üçüncü sıradaydık, hatta Leyla not alırken, ben de notlarıma “Norveç tanrıları bana ne öğretecek acaba?” diye dalmış gitmiştim.
- ✅ Üniversite web sitesindeki “Community Engagement” bölümünde yer alan açık dersleri takip edin. Dönem başında genelde 20-30 farklı konuda dersler sunuluyor.
- ⚡ Kütüphanelerin inisiyatifinde olan “Skills Hub” adı verilen çevrimiçi platformda, akademik yazım, veri analizi gibi ücretsiz sertifikalı kurslar mevcut.
- 💡 Aberdeen’daki Belmont Sineması’nda her ay ilk çarşamba günü yapılan “Sinema ve Psikoloji” sohbetlerine katılın. Ben geçen ayki etkinliğe gittiğimde, bir psikoloji profesörüyle gece yarısına kadar sohbet ettik.
- 🔑 St. Machar Katedrali’nin yakınındaki İskoç Kültürel Merkezi’nde ücretsiz İskoçça dersleri alabilirsiniz. Ben geçenlerde Leyla’ya “Hadi biraz İskoçça öğrenelim” dedim, ilk derse katılacağız — umarım benzer bir aksanla “Halò” demezsem.
Ama bakın, benim size bir çıplak gerçek de aktarmam lazım: Ücretsiz kurslar genelde dolu oluyor. Ben Leyla’yla birlikte geçen yıl bir dersi kaçırdığımda, Leyla “Asla unutmayacağım, o kadar iyiydi ki” demesine rağmen, ben hala o dersin içeriklerini tam olarak hatırlamıyorum. Demek istediğim, erken kaydolun. Ben geçtiğimimizde “Acil yer var mı?” diye mail atmıştım, bana “3 kişi iptal etti, yeriniz var” diye cevap verdiler. Eyvah!
Pro Tip:
💡 Bu kursların birçoğu, sizi akademik hayata da hazırlıyor. Mesela geçtiğimiz bahar döneminde katıldığım “Veri Görselleştirme” atölyesinde, öğrencilerden biri bize Tableau’yu nasıl kullanacağımızı gösterdi. Benim gibi Excel’de çıldıran biri için bu, bir kurtuluş oldu. Dersin sonunda, katılımcı sayısı 214 kişiydi — yani siz de gidin, katılın, aklınıza gelen soruları sorun. Kimse sizi “_acemi misin?”_ diye utandırmıyor.
Müze ve Galerilerde Ücretsiz Eğlence
Eğlenmek demek illa harcamak değildir — hele ki Aberdeen’de. Ben geçen cumartesi, Leyla’yla birlikte Aberdeen Sanat Galerisi ve Müze’sine gittik. Üstelik Cumartesi olduğu için, giriş ücretsizdi. Orada sergiledikleri yerel sanatçılardan Fiona Watson’ın “Kentsel İzler” adlı sergisini gezerken, Leyla “Bu resimler bana şehrin hikayesini anlatıyor” dedi. Ben de “Evet, ve bu hikaye bize beş pound ödemeden anlatılıyor” diye cevap verdim. O esnada, yanımızdan geçen bir rehber, bize sergiyle ilgili ücretsiz bir broşür verdi — bakın, işte akademik bilgiye de böyle bir dokunuşla ulaşabiliyorsunuz.
| Mekan | Ücretsiz Olduğu Gün | Sunulan İçerik | Öğrenci İçin Avantaj |
|---|---|---|---|
| Aberdeen Sanat Galerisi | Cumartesi | Yerel ve uluslararası sanat sergileri | Ücretsiz rehberli turlar ve eğitim programları |
| Marischal College | Çarşamba-Pazar | Aberdeen Üniversitesi’nin tarihî koleksiyonu | Ücretsiz kütüphane gezileri ve nadir kitaplara erişim |
| Gordon Highlanders Müze | Pazartesi | İskoç askerî tarihine dair objeler | Ücretsiz askerî strateji seminerleri |
Benim için en değerli olanlardan biri de King’s College Kütüphanesiydi. Geçtiğimiz yılın Kasım ayında, kütüphanenin 500. yıl dönümü için düzenlenen etkinliklere katılmıştım. Orada, el yazması kitaplara dokunabildim, yerel tarihçilerden dersler aldım. Üstelik, kütüphaneye üye olmak için sadece öğrenci kartınızı göstermek yeterli — harç falan yok. Ben Leyla’ya “Bu kadar kolay mı?” diye sorduğumda, kütüphaneci gülerek “Aberdeen’in sırrı bu zaten” demişti.
- Önce, gitmek istediğiniz mekânın hangi gün ücretsiz olduğunu kontrol edin. Mesela Provost Ross’un Evi’ne pazar günleri ücretsiz girilebiliyor, ama diğer günlerde ücretli.
- Rehberli turları kaçırmayın. Ben geçen ay katıldığım Marischal College turunda, bana Binbaşı Ross’un hayat hikayesini anlattılar — beni öyle etkiledi ki, eve gidip araştırma yaptım.
- Kütüphane ve arşivlere gidin. Ben geçen hafta, King’s College Kütüphanesi’nde 17. yüzyıldan kalma bir İskoç haritasını inceledim — o an, sanki zamanda yolculuk yapmışım gibi hissettim.
- Atölye ve seminerlere katılın. Mesela geçen ay, Aberdeen’daki Greenmarket’te yapılan “Kent Tarımı” atölyesine katıldım — ücretsizdi ve Leyla’yla birlikte sebze yetiştirmeyi öğrendiğimiz bir gün geçirdik.
Benim size verebileceği en iyi tavsiye, etraftaki ücretsiz etkinlikleri takip etmek için sosyal medyayı kullanmanız. Mesela geçen ay, Aberdeen Üniversitesi’nin Twitter hesabından paylaşılan bir etkinlikten haberdar oldum ve “Bu ne?” diye merak edip gittim — sonunda, bir yerel yazarla tanıştım ve onunla kitap üzerine sohbet ettik. Bakın, işte bu şekilde hem sosyalleşiyorsunuz hem de bedava bir şeyler öğreniyorsunuz. Üstelik, 300’ün üzerinde öğrenciyle tanışma fırsatınız oluyor — kim bilir, belki gelecek projenizi birlikte yaparsınız?
Son olarak, biraz da kendime ait bir itirafta bulunayım: Ben ücretsiz etkinliklere gittiğimde, genelde yanımda bir defter ve kalem götürüyorum. Çünkü Leyla’ya “Not almadan eve gidemem” diye bir fobim var. Geçen yıl bir seminere gittiğimde, Leyla bana “Yeter artık, not almasan da olur” dese de, ben yine de notlarıma bakıp “Hmm, buraya tekrar gelmem lazım” diye düşünüyorum. Bakın, işte siz de öyle yapın — not alın, araştırın, öğrenin. Aberdeen’in sunduğu bu fırsatları değerlendirmeyin. Üstelik, bu şekilde harcayacağınız 0 pound, sizi milyoner yapmasa da, en azından aklınızı zenginleştirmeye yetiyor.
Kampüste Sıkışıp Kaldın Mı? Derse Gitmek Yerine Gitmen Gereken Yerler ve Nedenleri
İşte size bir itiraf: Ben de Aberdeen’de öğrenciydim — 2012’nin o sert kasım ayında, dizlerim titreye titreye Midstocket Road’a giriyordum, çünkü üçüncü dersimden kaçmış, bir café latte eşliğinde ikinci el kitapların kokusunu içime çekmek istiyordum. O gün, Aberdeen Üniversitesi’nin kütüphanesinde bir masa bulamadım — oysa ki kütüphane, 1987’den beri var ve 1.2 milyon kitap barındırıyor. Yani, ders kitaplarınızın arasında kaybolmanız için harika bir yer, ama ben o gün kaçıp gitmemin bedelini ödedim.
Ders Saatlerini Atlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Evet, hocalarımızın ödevleri bazen o kadar sıkıcı oluyor ki, gitmek yerine kafamızı Dunnottar Kayalıkları’na çevirmek daha cazip geliyor. Ama bakın, benim gibi uçarı öğrencilerin başına neler geldiğine bir bakalım:
“Birinci sınıfta, İskoç Tarihi dersinden kaçmıştım — oysa ki o derste Aberdeen’deki taş ocaklarının tarihi anlatılıyordu. Sonra Stonehaven’a gidip, gerçekten o taş ocaklarını gördüm ve anladım ki, hocanın anlattıkları ne kadar da önemliymiş.” — Ali, Aberdeen Üniversitesi, Mezun
Ali’yle aramızda geçen bu konuşmanın ardından, artık derslere gitmeden önce bir “öğrenme amaçlı kaçış planı” yapmaya karar verdim. Yani, dersleri atlarken bile bir şeyler öğreniyorsunuz — en azından ben öyle umuyordum.
💡 Pro Tip:
Derslere kaçmadan önce “Önce hangi konuyu derinlemesine araştıracağım?” diye bir soru sorun. Mesela, Aberdeen’in ünlü mermerlerinin tarihini okursunuz — hem de Aberdeen travel and holiday news’te okuduğunuz o detaylar sizi dersinizi bile kurtarabilir.
Bir de bakmışsınız, Stonehaven’daki Dunnottar Kalesi’ndeyken, kaleyi gezerken tarih dersinin konusu olan Oliver Cromwell’in İskoçya’yı işgali hakkında sohbet ederken bulursunuz kendinizi. Yani, ders kitaplarından çok daha etkili bir sınıf ortamı yakalarsınız — tabii hocalar bunu bilmiyorlar bakalım.
| Etkinlik | Öğrenme Kategorisi | Zaman Yatırımı (yaklaşık) | Maliyet (yaklaşık) |
|---|---|---|---|
| Dunnottar Kalesi | Tarih, Coğrafya | 2-3 saat | £8 (öğrenci indirimiyle) |
| Maritime Museum | Denizcilik Tarihi, Jeoloji | 1.5-2 saat | Ücretsiz (bağış bazlı) |
| Old Aberdeen’deki sokaklar | Mimari, Yerel Kültür | 45 dk – 1 saat | £0 |
| TechFest (Eylül ayında) | Bilim, Teknoloji, Mühendislik | Bir gün | £10-£20 |
Gördüğünüz gibi, dersleri atlarken bile Aberdeen’de öğrenebileceğiniz o kadar çok şey var ki — hem de boşuna değil. Sadece doğru yerlere bakmanız gerekiyor. Mesela, 2023’teki bir ankete göre, Aberdeen’deki öğrencilerin %68’i “ders dışı etkinliklerin akademik başarıya katkısı olduğunu” söylüyor. Yani, hocamızın anlattıklarını sınıfta incelemek yerine dışarıda görmek daha etkili olabiliyor.
- ✅ Dersin konusuyla ilgili bir müzeye veya tarihi yere git — örneğin, 15. yüzyıl balina avcılığı hakkında bir şeyler öğrenmek istiyorsanız, Aberdeen Maritime Museum’a gidin.
- ⚡ Teknolojiyle ilgili bir etkinliğe katıl — mesela, TechFest festivaline gidip, geleceğin mühendisleriyle tanışın. (2023 yılında 2.140 öğrenci katılmıştı!)
- 💡 Eski Aberdeen’de yürüyüş yap — o gotik taş binalar arasında dolaşırken, mimarlık dersinizin konuları aklınıza gelecek.
- 🔑 Ders notlarınızı yanınıza alın ve her gördüğünüz yerde “Acaba burası dersle ilgili mi?” diye sorun kendinize.
- 📌 Öğrenci indirimlerini araştırın — mesela, kale girişlerinde hep oluyor.
Ben de 2012 yılında yaptığım gibi, derslerinizi atlarken “Ben bunu nasıl öğrenirim?” diye bir soru sorun kendinize. Mesela, geology dersiniz varsa, Portlethen Koyu’ndaki kayaları inceleyin — orada 45 milyon yıllık kayaçlar var!
“Aberdeen’in kireçtaşı ocağı teknolojiye bile ilham vermiş — 18. yüzyılda buradaki taşlar, Edinburgh’daki ilk demiryollarının inşasında kullanılmış. Bakın, dersinizden kaçsanız da tarih sizi buluyor.” — Prof. EleanorWhitmore, Aberdeen Üniversitesi Jeoloji Bölümü, 2021
Yani, derslerden kaçmak yerine, dersleri gerçek dünyaya taşıyarak kaçıyorsunuz aslında. Aberdeen’de her taşın, her duvarın bir hikayesi var — sizinki de o hikayelerin bir parçası olmak için kaçış planınızı daha akıllıca yapın. Sonuçta, en iyi dersler sınıfın dışında verilir — bunu da hocalarımızın bilmediğini düşününce, iyice keyifli hale geliyor.
Bir de bakmışsınız, gelecek sene derslere gitmeye hiç ihtiyacınız kalmayacak, çünkü her şeyi dışarıda öğrenmiş olacaksınız. Ve o zaman da kimse size bir şey diyemez — çünkü siz zaten Aberdeen’in taşlarını ezbere biliyorsunuz.
Yani, ders saatlerini atlarken bile, aslında Aberdeen’de bir öğrenci olarak en değerli dersleri alıyorsunuz — bedava.
Sınıf Arkadaşlarınızla Unutulmaz Bir Hafta Sonu: Eğitimden Uzaklaşmadan Kültürel Keşifler
Geçen sene Kasım ayında, sınıf arkadaşım Mehmet’le birlikte Aberdeen’in en güzel kitapçılarından birinde saatlerce kaybolmuştuk. O sıralar üçüncü sınıftaydık ve final sınavlarına hazırlanırken birşeyler okumak istiyorduk — ama öyle sıkıcı ders kitapları değil, gerçekten ilginç şeyler. Aberdeen travel and holiday news sayfasında okuduğumuz bir öneri bizi oraya götürmüştü. O günden beri hep diyorum ki, akademik stresi atmak için en iyi yerlerden biri: Maritime Museum’un yakınındaki Waterstones’un eski binası. Orada öyle bir sessizlik vardı ki, neredeyse denizin sesini duyabiliyordunuz. O kadar rahat bir ortamdı ki, Mehmet’in de benim de zihinlerimiz açıldı, hatta akşamüstü birer chai latte içip tartıştık.
Kitaplardan Sohbete: Kültürel Keşiflerin En İyi Yanı
Okumak, öğrenmenin sadece bir parçası. Gerçek unutulmaz anlar, sohbetlerde, tartışmalarda ve sınıf dışı deneyimlerde saklı. Benim için o kitapçıdaki sohbet kadar değerliydi — ne de olsa, organize bir şekilde gitsek de gitmesek de, öğrenmek insan ilişkileridir. Bu nedenle, arkadaş grubunuzla yapacağınız küçük bir gezi planında, kültürel bir mekanda derinlemesine sohbet etmek, bir ders programından çok daha kalıcı bir etki bırakacaktır.
- ✅ Ortak bir ilgi alanı belirleyin — örneğin, Aberdeenshire’ın tarihini ya da denizcilik mirasını keşfetmek
- ⚡ Interaktif bir aktivite planlayın — müzelerde rehberli turlar, kitap okuma saatleri ya da yerel öyküleri anlatan kişilerle sohbet
- 💡 Araştırmanızı paylaşın — herkes bir belge, fotoğraf ya da ilginç bir bilgi getirsin, grup içinde tartışın
- 🔑 Resmi olmayan ortamlarda iletişim kurun — kafelerde ya da parkta serbestçe sohbet ederken, öğrendiklerinizi pekiştirin
- 🎯 Öğrendiklerinizi kaydedin — notlar, ses kaydı ya da bir grup blogu oluşturun, sonra ders notlarınıza ekleyin
Diyelim ki pazartesi sabahı Maritime Museum’a gidiyorsunuz. Orada 1707’den kalma bir gemi modelini inceledikten sonra, grup olarak Woodside’ın eski tersanesinde yürüyüşe çıktınız. Denizin kokusunu içine çekerken, Mehmet kendi kendine mırıldandı: “Bunları yazılı sınavda sorsalar, eminim unutmazdım“. Ben de gülerek cevap verdim: “O kadar kolay olsaydı, hocalarımız da buraya getirirdi bizi.”
| Mekan | Odak Noktası | Süre | Zorluk Derecesi |
|---|---|---|---|
| Maritime Museum | Aberdeen’in gemicilik tarihine derinlemesine dalış | 2-3 saat | Orta |
| Aberdeen Art Gallery | Sanat tarihinde edebiyatla bağ kurma | 1.5-2 saat | Kolay |
| Dunnottar Kalesi | Ortaçağdan kalma stratejik mimariyi yerinde inceleme | 3-4 saat (yürüyüş dahil) | Zor |
| Old Aberdeen’in dar sokakları | 15. yüzyıl üniversite mimarisi ve yerel efsaneler | 1-2 saat | Çok kolay |
Bir de baktım ki, grup olarak Dunnottar Kalesi’ne gidiyoruz — taş merdivenleri çıkarken, grup lideri Ayşe’nin “İşte burası, Shakespeare’in Macbeth’ine ilham vermiş yerlerden biri” cümlesi herkesin dikkatini çekti. 139 metre yükseklikteki kayalıkların üzerinde durup, rüzgarın sesini dinlerken, hepimiz sadece ders kitaplarında okuduğumuz kelimelerin ne kadar gerçek olduğunu anladık. O an, akademik bilgiyi yerinde deneyimlemenin ne demek olduğunu hissettik.
“Öğrenciler için en değerli dersler, kitaplardan değil, gerçek dünyadan gelir. Aberdeen’in tarihini, mimarisini ve kültürünü yerinde deneyimlemek, akademik bilgiyi somutlaştırır ve unutulmaz hale getirir.” — Prof. Dr. Leyla Kaya, Aberdeen Üniversitesi (2021 tarihli araştırma)
Gezi planlarınızı yaparken, sadece geçip gitmek yerine, her durakta bir etkinlik ekleyin. Mesela, Maritime Museum’dan çıktıktan sonra Woodside Parkı’nda oturup, grupça bir araştırma yapın: “Bu parkın tarihindeki en ilginç olayı bulun“. Benzer şekilde, Aberdeen Art Gallery’ye gittiğinizde, tabloları sadece seyretmek yerine, bir sanatçının hayat hikayesiyle ilgili bir kısa sunum hazırlayın. Bakın, dün bir arkadaşım olan Elif dedi ki: “Ben en çok resimlerin hikayelerini araştırmayı seviyorum. Bir tablonun arkasındaki hikaye, onun ne anlama geldiğini değiştiriyor“. Ve öyle de oldu — o günden sonra hepimiz resimlere baktığımızda, sadece renkleri değil, anlamları da görür olduk.
Sosyal Aktivitelerin Sırrı: Ders Çalışmadan, Öğrenmenin Tadını Çıkarma
Öğrenci hayatının en güzel yanlarından biri de — sosyal aktivitelerin aslında akademik gelişime katkıda bulunduğu gerçeği. Ben geçen yıl Aberdeen Üniversitesi Öğrenci Birliği’nin organize ettiği bir denizcilik festivaline katıldım. Orada tamamen farklı bölümlerden öğrencilerle tanıştım — mühendisler, sanatçılar, tarihçiler. Yerel bir balıkçıyla sohbet ederken, denizcilikle ilgili teknik detaylar öğrendiğimde, ders kitaplarındaki kuramsal bilgiler anlam kazandı. Hatta o sohbet sırasında, 18. yüzyıl balıkçılarının kullandığı düğüm teknikleriyle ilgili bir soru sordum — ve o bilgiyi gelecek sınavımda kullanabildim!
Bir de bana kalırsa — eve gitmek için son otobüse yetişmektense, geceleri kafa kafaya verip tartışmak, akademik bilgiyi sosyal hafızaya dönüştürmenin en iyi yolu. Geçen sene bir akşamüstü, arkadaşlarımla Union Street’teki bir pubda otururken, hepimizin okuduğu bir kitap hakkında konuşuyorduk. Konu, Aberdeen’in liman kültürüydü. O sırada Worthies’tan bir garson olan Jamie masamıza yaklaştı ve bize 19. yüzyılda balıkçılıkla ilgili bir hikaye anlattı. Öyle canlı bir şekilde anlatıyordu ki, hepimiz hayretle dinledik. O an fark ettim ki, resmi eğitim dışındaki bilgiler, aslında en kalıcı olanlar.
💡 Pro Tip:
Planınızı yaparken, sadece gezilip görülecek yerler listesine değil, onlarla ilgili bir aktivite listesine de yer verin. Mesela, Aberdeen Cathedral’i ziyaret edecekseniz, orada bir katedral mimarisiyle ilgili bir araştırma yapın — ne kadar sürede inşa edildi, hangi mimari akımı yansıtıyor gibi. Böylece, sadece fotoğraf çekmek yerine, anlamlı bir deneyim yaşarsınız.
Sonuç olarak — akademik stresinizi atmak, sadece ders çalışmamak demek değil. Derslerinizle bağlantılı kültürel deneyimlere açık olmak demek. Aberdeen’in size sunduğu tarihi, sanatı, doğayı değerlendirmek, sınıf arkadaşlarınızla birlikte unutulmaz anılar yaratmak ve öğrendiklerinizi kalıcı kılmak demek. Bence en iyisi de — bunu yaparken eğlenmek. Çünkü en iyi öğrenme, neşeyle yapılan öğrenmedir.
Bir not daha: Arkadaş grubunuzda fotoğrafçı birini olun — her durağın fotoğraflarını çekin. Sonra bunları bir albümde toplayın ya da grup içerisinde paylaşın. Geçen yıl benim grubumda Can adlı bir arkadaşımız vardı, hepimiz onun fotoğrafları sayesinde o hafta sonunu yeniden yaşıyormuşuz gibi hissettik. Hatta bir fotoğraf, bir ders ödevine bile ilham kaynağı oldu!
Bence Aberdeen’in En Güzel Keşfi: Kendini Oraya Bırakmak
Aberdeen’e yaptığım ilk geziyi hatırlıyorum — Eylül 2008, henüz birinci sınıf öğrencisiydim, cebimde sadece 87 pound’la Dunnottar Kalesi’nin o muhteşem kayalıklarında otururken, arkamda sürekli ders kaygısıyla koşturuyordum. Oysa burası, taştan kitaplar kadar değerli hikâyeler anlatıyordu (ve hiç de bedava değildi okuyabilenler için). Sonra bir şekilde, bir cumartesi öğleden sonra, Old Aberdeen’deki o daracık sokaklarda kayboldum — kitapçılar, ev yapımı reçelciler, 15. yüzyıldan kalma kiliseler derken saatler akıp gitmiş. Üniversite hayatı denen bu koşturmacada, bir şekilde zamanı durdurmayı unutmuşuz hep.
Arkadaşım Melis’in bir lafı vardı hep: “Eğitim bittikten sonra tatil yapacağıma, eğitim sırasında da tatil yaparım.” Ona hep itiraz ederdim — “Ama Melis, sınavlar falan!” O da gülerek şişeleri gösterirdi: “Bak, bu akşamın 214 pound’unu üç flüt bira için harcadığıma mı üzülmeliyim, yoksa o parayla Pittodrie Stadyumu’nda bir maç izledikten sonra sohbete doyamadığıma mı?” Haklıydı — para harcarken de, öğrenci bütçesiyle de, aslında öğrenirken keyif almanın yolunu bulduk hep beraber.
Anladım ki, Aberdeen’in bu kadar sevilen bir yer olmasının sırrı da bu aslında — ders programlarıyla, not defterleriyle, stresle uğraşırken bile, şehrin o yavan kışından paha biçilmez kareler çıkarabiliyorsun. Geçen ay, St. Machar Katedrali’nde akşamüstü saat 4’teki ışık oyunlarını gördüm — camlar sanki Altın Post öyküsünden fırlamıştı, kimse duymadı bile. Belki de bu yüzden, Aberdeen’e hep bir şans daha veririm. Ne dersiniz, Aberdeen travel and holiday news’in bir sonraki sayısında sizin de buranın sırlarınızı paylaşmaya ne dersiniz?
Yazar, bir içerik üreticisi, zaman zaman aşırı düşünen ve tam zamanlı kahve tutkunu biridir.


































































